BİZİ TAKİP EDİN
facebook instagram youtube
TR EN

İzmir Fontu Yolda

03.04.2020
Paylaş

İzmir Vakfı, şehrimizin 8 bin 500 yıllık insanlık tarihinin ve bundan da eski olan doğasının izlerini sürerek İzmir’in tasarım kültürünü araştırmak, geliştirmek ve nihai hedefte bir gün İzmir’in tasarım üslubunu yaratmak yolunda mühim bir adım atarak İzmir Tasarımları Araştırma Ofisi’ni kurdu. Şehrin kadim kültüründen beslenen İzmir Tasarımları Araştırma Ofisi, geçmişten günümüze kalan şehrin dokularını meydana çıkararak bir şehir kimliği tasarlamak, kentin tasarım kültürüne destek vermek ve yaratıcı endüstrilerin gelişmesini sağlamak için çalışıyor. Ofis, hem ulusal hem de uluslararası alanda disiplinlerarası diyalog yaratmaya açık bir anlayışla yürütülüyor. Henüz birkaç ay önce kurulan İzmir Tasarımları Araştırma Ofisi’nde grafik tasarımcılar, mimarlar, geleneksel sanatçıların yanı sıra iletişimciler, halk bilimciler, sosyologlar, sanat tarihçileri, arkeologlar ile sürekli işbirliği halinde yürütülen projeler, meyvelerini vermeye başladı bile.

Ofisin üretim alanları vakfın yönetim kurulu ve üyeleri işbirliğinde ortak akıl, ortak ihtiyaçlar doğrultusunda belirleniyor. Bu bağlamda İzmir Tasarımları Araştırma Ofisi’nin şu an da üzerinde çalıştığı en mühim proje İzmir’in yurtiçi ve yurtdışı tanıtımında kullanılacak İzmir’in markalaşma çalışması. Çalışmanın içeriğini İzmir Tasarım Araştırmaları Ofisi Koordinatörü Miraç Güldoğan’dan dinliyoruz: “İzmir Branding’i adını verdiğimiz bu çalışma oldukça geniş kapsamlı ve çok katmanlı olarak yürütülüyor. Fakat çalışmayı mühim ve anlamlı kılan, beslendiği iki önemli kaynak. İlki İzmir’in içindeki ve kent çeperindeki tarihsel doku. Bu dokuda gördüğümüz iki boyutlu yüzey düzenlemeri (duvar süslemeleri, yer mozaikleri vb.) yani tarihin bize hediye ettiği tasarım ürünleri. İkincisi ise yaşadığımız süreçte gördüğümüz tasarım ihtiyaçları, İzmir’in görsel kimliğini oluşturan ya da oluşturacak olan parçaların ne olacağı sorusu.”

“İzmir’e ait adı İzmir olan bir fontun yapımına başlandı.”

Şimdilik tasarımlar hakkında ipucu düzeyinde bilgi edinebiliyor olsak da en heyecanlı bölümlerinden birini açıklamakta sakınca görmeyen Güldoğan, şehrin markalaşma çalışması kapsamında İzmir’e yeni bir font üretildiğini müjdeliyor ve ekliyor: “İzmir’e ait adı İzmir olan bir font olacak artık. Az önce de bahsettiğimiz gibi en önemli beslenme kaynaklarından biri İzmir’in görsel iletişim tasarımlarına özgün ve uzun vadeli çözümler bulmak. Bunun için en önemli öncelik İzmir logoype’ını üretmek gibi gözükse de bu uzun vadede oluşacak tasarımsal ihtiyaçları karşılamaya yeterli değil. Bu nedenle tüm mecralarda kullanılabilecek, İzmir’e, İzmirliliğe dair her duygu ve düşünceyi görselleştirmemize yardımcı olacak, üstelik herkesin kullanımına sunulacak bir font üretmenin tam zamanı.”

İzmir Tasarımları Araştırma Ofisi’nin yürüttüğü bu süreçte İzmir’de yaşayan ve ürettiği fontlar ile Myfonts, Creative Market gibi dünyaca ünlü sitelerde “best seller” listelerine girmeyi başaran font tasarımcı Ahmet Altun ile çalışmalara başlandı. Ahmet Altun ihtiyaçlar doğrultusunda İzmir’in hümanist, renkli ve çağdaş yüzünü yansıtacak, aynı zamanda birçok mecrada hizmet verebilecek bir fontu üretmek için kolları sıvadı. Şimdilik fontun “sans serif” olduğunu yani özellikle yazılı-görsel medyalarda kullanılan bir gruba ait olduğunu biliyoruz. Bu font grubunun ana özelliği harflerin uç kısımlarındaki çengel, çentik, çıkıntı gibi bölümlerin olmaması, bu sayede en sade haliyle günümüz tasarım dilinin estetik algısına hizmet etmesi. Örnek vermek gerekirse dünyaca ünlü Helvetica, Futura gibi fontlar bu grupta yer alan fontların başında geliyor.

Aslında dünyada şehirler için, ülkeler için üretilen fontlar oldukça fazla. Hatta artık kurumlar bile kendi fontlarını üretip kurumsal kimliklerinde kullanır hale geldi. Yani bu anlamda yeni bir fikir olduğunu söyleyemeyiz ancak belki de Türkiye için bir şehrin kurumsal olarak bir font sipariş etmesi, ona kendi adını vermesi bir ilk olabilir. Bunun yanında İzmir için üretilen fontun tek bir ağırlık üzerinden üretilmemesi ve regular, bold, italik gibi bildiğimiz ağırlıkların yanında en az on iki farklı çeşidinin bulunması da onu oldukça özgün ve değerli kılıyor. Font tasarımı oldukça teknik ve ancak detaylarla ayırt edilebilen bir uğraş olsa da İzmir fontunun İzmir’e ait bir hikâyesinin olacağını söylemek mümkün.